adjective

spontaneous

kendiliğinden olan, anlık, plansız, spontane

We made a spontaneous decision to go to the beach.

Plaja gitmek için anlık bir karar verdik.

The audience broke into spontaneous applause.

Seyirciler kendiliğinden alkışlamaya başladı.

He's a very spontaneous person.

O çok anlık yaşayan biridir.

spontaneous + ((isim)) kendiliğinden olan ... Kalabalıktan kendiliğinden bir tezahürat yükseldi.

Eş anlamlılar: anlık, plansız, doğaçlama; Zıt anlamlılar: planlı, kasıtlı

Latince 'sponte' (kendi isteğiyle) kelimesinden gelir. '-aneous' eki '...doğasında' anlamı katar.

'Sponsor'un 'kendi isteğiyle' destek verdiğini düşünün. Spontane eylemler de planlama olmadan içeriden gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.