noun

spot

leke, benek, yer, zor durum

The leopard has black spots on its fur.

Leoparın kürkünün üzerinde siyah benekler var.

This is a good spot for a picnic.

Burası piknik için iyi bir yer.

He's in a tight spot financially.

Mali olarak zor bir durumda.

I'll have a spot of lunch now.

Şimdi biraz öğle yemeği yiyeceğim.

((countable noun)) küçük yuvarlak bir iz Leoparın siyah benekleri var.

((countable noun)) belirli bir yer Burası piknik için iyi bir yer.

((countable noun)) zor bir durum Zor bir durumda.

a spot of ((uncountable noun)) biraz ... Biraz öğle yemeği yiyeceğim.

Synonyms: (leke) nokta, iz; (yer) mekan, konum

Orta Hollandaca'da leke veya benek anlamına gelen 'spotte' kelimesinden gelir.

Bir hazine haritasındaki 'X işareti yeri gösterir' (X marks the spot) sözünü düşünün. Aynı zamanda 'fark etmek' anlamına gelen bir fiildir (ör. 'Onu fark ettim').

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.