noun

spreading

yayılma, dağılma, sürme

The spreading of the virus is a major concern.

Virüsün yayılması büyük bir endişe kaynağıdır.

I enjoy a cheese spreading on my toast.

Tostumun üzerinde peynir ezmesi severim.

((the spreading of sth.)) (bir şeyin) yayılması The spreading of rumours is hard to stop.

Eş anlamlılar: diffusion, propagation, dissemination

'Yaymak' anlamına gelen 'to spread' fiilinden gelir. '-ing' eki, eylemi temsil eden bir isim yapar.

Ekmeğe tereyağı 'sürdüğünüzü' (spreading) hayal edin. Eylem 'spreading' (sürme/yayma) ve sonuç da tereyağının 'yayılmasıdır'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.