verb

sprinkle

serpmek, çiselemek

She sprinkled sugar on the cake.

Kekin üzerine şeker serpti.

It started to sprinkle with rain.

Yağmur çiselemeye başladı.

((bir şey)) ((bir şeyin)) üzerine ((bir şeyi) (bir şeyin) üzerine) serpmek She sprinkled cheese over the pasta.

((bir şeye)) ((bir şey)) ((bir şeye) (bir şey)) serpmek Sprinkle the cake with sugar.

çiselemek hafifçe yağmur yağmak It's starting to sprinkle.

Eş anlamlılar: scatter, dust, drizzle

Orta İngilizce'deki 'sprenkelen' kelimesinden gelir, bu da 'sprengen' (saçmak) kelimesinin sık yapılan halidir. 'spring' ile ilgilidir.

Bahçede su 'serpen' bir 'sprinkler' (fıskiye) kullandığınızı hayal edin. Eylem şeker, tuz vb. için de aynıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.