verb

sprout

filizlenmek, çimlenmek, türemek

The seeds will sprout in a few days.

Tohumlar birkaç gün içinde filizlenecek.

New cafés have been sprouting up all over town.

Kasabanın her yerinde yeni kafeler türüyor.

((özne)) filizlenir büyümeye başlamak The seeds will sprout in a few days.

((özne)) türer aniden ve çok sayıda ortaya çıkmak New cafés have been sprouting up all over town.

Synonyms: filizlenmek, büyümek, fışkırmak, ortaya çıkmak

Eski İngilizce'deki 'sprutan' kelimesinden gelir, Almanca 'sprießen' ile ilişkilidir.

Topraktan 'dışarı' fırlayan minik yeşil bir 'filiz' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.