adjective

stale

bayat, eskimiş, basmakalıp

This bread is a bit stale.

Bu ekmek biraz bayat.

The air in the room was stale.

Odadaki hava bayattı.

His jokes are getting a bit stale.

Onun şakaları biraz bayatlamaya başladı.

((bir şey)) bayat Bu ekmek bayat.

Synonyms: bayat, kuru, küflü; Antonyms: taze, yeni

Eski Fransızca'da 'sakin, sessiz' anlamına gelen ve bekletilmiş bir şeye atıfta bulunan 'estale' kelimesinden gelir.

Çok uzun süre 'durağan' (still) kalmış bir yiyeceğin bayatladığını (stale) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.