noun

standards

standartlar, normlar, ölçütler, ilkeler

The school has high standards of teaching.

Okulun yüksek öğretim standartları var.

This work is not up to standard.

Bu iş standarda uygun değil.

He has very high moral standards.

Çok yüksek ahlaki standartları var.

yüksek/düşük standartlar Şirketin yüksek güvenlik standartları var.

bir standardı karşılamak/ulaşmak Çalışmaları gerekli standardı karşılamadı.

standarda uygun Bu makale standarda uygun değil.

Eş anlamlılar: kriterler, ölçütler, normlar, ilkeler

Eski Fransızca 'estandart' (askeri sancak) kelimesinden gelir, bu da bir toplanma noktası ve dolayısıyla bir kalite ölçüsü olarak hizmet etmiştir.

Herkesin ulaşması gereken doğru model olarak baktığı bir bayrak veya 'standart' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.