verb

starts

başlamak, başlatmak

The meeting starts at ten o'clock.

Toplantı saat on'da başlıyor.

He starts the car every morning.

Her sabah arabayı çalıştırır.

She starts to cry when she is sad.

Üzgün olduğunda ağlamaya başlar.

((bir şey)) başlar The meeting starts at ten o'clock.

((biri)) ((bir şeyi)) başlatır He starts the car every morning.

((biri)) ((eylem adı)-maya) başlar She starts to cry when she is sad.

Eş anlamlılar: begin, commence; Zıt anlamlılar: finish, end, stop

Eski İngilizce'de 'sıçramak' anlamına gelen 'styrtan' kelimesinden türemiştir.

Bir yarışı başlatmak için ateşlenen bir başlangıç tabancası hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.