adjective

static

statik, durağan, değişmez

The population has remained static for several years.

Nüfus birkaç yıldır durağan kalmıştır.

The report shows a static market with no growth.

Rapor, büyüme olmayan statik bir pazar gösteriyor.

I got a shock from the static electricity.

Statik elektrikten çarpıldım.

statik olmak/kalmak değişmemek veya hareket etmemek The population has remained static.

statik bir ((isim)) değişmeyen bir şey The report shows a static market.

statik elektrik bir elektrik türü I got a shock from the static electricity.

Eş anlamlılar: değişmez, sabit, hareketsiz; Zıt anlamlılar: dinamik, hareketli, değişken

Yunanca 'statikos' (ayakta durduran) kelimesinden gelir, kökü 'histēmi' (durmak).

'Statik' kelimesi Türkçede de aynı anlamda kullanılır. Hareketsiz bir 'statue' (heykel) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.