adjective

steadfast

sarsılmaz, sadık, sabit

She remained steadfast in her beliefs.

İnançlarında sarsılmaz kaldı.

He was a steadfast friend.

O sadık bir arkadaştı.

steadfast ((in sth.)) (bir şeyde) sarsılmaz She remained steadfast in her beliefs.

Eş anlamlılar: loyal, faithful, resolute (sadık, vefalı, kararlı); Zıt anlamlılar: fickle, wavering (dönek, kararsız)

Eski İngilizce'de 'yerinde sağlam' anlamına gelen 'stedefæst' kelimesinden gelir; 'stede' (yer) + 'fæst' (sağlam).

'Stand fast' (sabit durmak) gibi düşünün. Konumundan veya inancından ayrılmayan sadık bir muhafız gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.