verb

stir

karıştırmak, kımıldatmak, heyecanlandırmak, kışkırtmak

Stir the soup with a spoon.

Çorbayı bir kaşıkla karıştır.

He didn't stir from his chair.

Sandalyesinden kımıldamadı.

The news stirred up a lot of anger.

Haberler büyük bir öfke uyandırdı.

((sth.)) (bir şeyi) dairesel bir hareketle karıştırmak Çorbayı bir kaşıkla karıştır.

((up sth.)) sorun veya duygu gibi (bir şeyi) kışkırtmak Haberler büyük bir öfke uyandırdı.

Eş anlamlılar: mix, agitate, move, provoke

Eski İngilizce'de 'hareket ettirmek, çalkalamak' anlamına gelen 'styrian' kelimesinden gelir.

Bir tencereyi 'karıştırmak' (stir) için bir 'çubuk' (stick) kullandığınızı hayal edin. Sesleri benzer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.