adjective

straight

düz, doğru, dürüst, düzenli

Draw a straight line.

Düz bir çizgi çiz.

He is a very straight person.

O çok dürüst bir insan.

Go straight on for two miles.

İki mil dümdüz git.

I'll be straight with you.

Sana karşı dürüst olacağım.

((adjective)) düz Draw a straight line.

((adjective)) dürüst He is a very straight person.

((adverb)) dümdüz Go straight on for two miles.

to be straight with ((sb.)) (birine) karşı dürüst olmak I'll be straight with you.

Eş anlamlılar: direct, linear, honest; Zıt anlamlılar: curved, bent, crooked

Eski İngilizce 'streht', 'streccan' (germek) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Gerilmiş bir şey düzdür.

Bir lastik bandı gerdiğinizi hayal edin - düzleşir. Bu 'eğik olmayan' temel fikri, dürüst ve doğrudan olmaya kadar uzanır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.