adjective

strange

garip, tuhaf, yabancı

I heard a strange noise outside.

Dışarıdan garip bir ses duydum.

It's strange to see him so quiet.

Onu bu kadar sessiz görmek garip.

He felt strange after the meal.

Yemekten sonra kendini garip hissetti.

a strange ((noun)) garip bir (isim) That's a strange-looking cat.

It is strange ((to-inf)) ... yapmak garip It's strange to be here alone.

to feel strange kendini garip hissetmek I feel a bit strange today.

Eş anlamlılar: unusual, odd, peculiar, weird; Zıt anlamlılar: normal, ordinary, familiar

Eski Fransızca 'estrange' kelimesinden, o da Latince 'dış, yabancı' anlamına gelen 'extraneus'tan gelir.

'Ekstra' kelimesini düşünün. Normalin dışında, 'ekstra' bir şey gariptir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.