adjective

strong

güçlü, sağlam, sert, yoğun

He is a very strong man.

O çok güçlü bir adam.

This is a strong cup of tea.

Bu sert bir fincan çay.

She has a strong opinion.

Onun güçlü bir fikri var.

güçlü bir ((isim)) güçlü olan bir ((isim)) O güçlü bir adam.

güçlü olmak güce sahip olmak O çok güçlü.

Eş anlamlılar: powerful, tough, potent; Zıt anlamlılar: weak, feeble

Eski İngilizce'deki 'strang' kelimesinden gelir.

Güçlü bir adamın uzun bir 'ip' ('string') çektiğini hayal edin. 'Strong' ve 'string' etimolojik olarak ilişkilidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.