stuck
Çeviri
sıkışmış, takılmış, mahsur kalmış
Örnekler
The car is stuck in the mud.
Araba çamura saplandı.
I'm stuck on this difficult problem.
Bu zor problemde takılıp kaldım.
The zip on my jacket is stuck.
Ceketimin fermuarı sıkıştı.
Dilbilgisi Kalıpları
((sb./sth.)) is stuck ((in/on sth.)) (biri/bir şey) (bir yerde) sıkıştı The key is stuck in the lock.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: trapped, jammed, fixed; Zıt anlamlılar: free, loose
Etimoloji
'to stick' (yapışmak, sıkışmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı.
Hafıza İpuçları
'sticky' (yapışkan) bir yapıştırıcıyla kaplı bir şey düşünün; 'stuck' (sıkışmış) olur ve hareket edemez.