noun

stud

zımba, küpe, damızlık at, yakışıklı erkek

His leather jacket was covered in studs.

Deri ceketi zımbalarla kaplıydı.

She wore simple diamond studs in her ears.

Kulaklarına basit pırlanta küpeler takmıştı.

The farm is known for its prize studs.

Çiftlik, ödüllü damızlık atlarıyla tanınır.

((bir)) stud bir zımba Ceketinin yakasında metal zımbalar var.

Eş anlamlılar: zımba, perçin; damızlık at, aygır

Eski İngilizce'de 'direk, sütun' anlamına gelen 'stod' kelimesinden türemiştir. Zamanla çıkıntı yapan her nesne anlamını kazanmıştır.

Dekoratif anlamı için 'zımbalı' (studded) bir deri ceket veya hayvan anlamı için bir çiftlikteki 'damızlık atı' (stud) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.