adjective

stuffed

doymuş, tıkabasa dolu, doldurulmuş

I ate so much, I'm stuffed.

O kadar çok yedim ki, tıkabasa doydum.

She has a cute stuffed bear.

Onun şirin bir oyuncak ayısı var.

tıkabasa doymak yemekten sonra çok tok hissetmek. Tatlı için fazla doydum.

doldurulmuş ((hayvan/oyuncak)) içi yumuşak malzemeyle doldurulmuş oyuncak. My daughter loves her stuffed elephant.

Eş anlamlılar: tok, dolu; Zıt anlamlılar: boş, aç

'Doldurmak' anlamına gelen 'to stuff' fiilinin geçmiş zaman ortacından gelir.

İçi pamukla 'doldurulmuş' bir oyuncak ayıyı veya büyük bir yemekten sonra yiyecekle 'dolu' midenizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.