verb

subdue

bastırmak, zaptetmek, boyun eğdirmek

The police managed to subdue the angry crowd.

Polis, öfkeli kalabalığı zapt etmeyi başardı.

She tried to subdue her feelings of excitement.

Heyecanını bastırmaya çalıştı.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) kontrol altına almak It took three officers to subdue the suspect.

Eş anlamlılar: conquer, vanquish, suppress, control; Zıt anlamlılar: incite, provoke, arouse

Latince 'altına koymak' anlamına gelen 'subdere' kelimesinden gelir. 'sub-' (alt) + 'dare' (vermek/koymak).

Bir şeyi kontrolünüzün 'altına' (sub) ittiğinizi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.