adjective

sufficient

yeterli, kâfi

We have sufficient food for the week.

Haftalık yeterli yiyeceğimiz var.

His skills are sufficient to do the job.

Becerileri bu işi yapmak için yeterli.

((for sth./sb.)) (belirli bir amaç için) yeterli. We have sufficient food for the week.

((to do sth.)) (bir şeyi yapmak için) yeterli. His skills are sufficient to do the job.

Eş anlamlılar: yeterli, kâfi, kâfi miktarda; Zıt anlamlılar: yetersiz, eksik

Latince 'sufficere' (yetmek) fiilinin sıfat-fiil hali olan 'sufficiens' kelimesinden gelir.

Bir şeyden 'sufficient' miktarda varsa, ihtiyaçlarınızı karşılamaya 'yeterli' demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.