noun

surface

yüzey, dış, görünüş

The surface of the lake was calm.

Gölün yüzeyi sakindi.

Dust covered every surface in the room.

Toz, odadaki her yüzeyi kaplamıştı.

On the surface, he seemed fine.

Görünüşte iyi gibiydi.

the surface of ((sth.)) (bir şeyin) yüzeyi The surface of the table is wooden.

Eş anlamlılar: exterior, outside; Zıt anlamlılar: interior, inside

Eski Fransızca `sur-` ('üzerinde') + `face` ('yüz') kelimelerinden. Kelimenin tam anlamıyla 'yüzün üzerinde'.

'sur-' kelimesini 'süper' veya 'üzerinde' olarak düşünün, yani her şeyin 'üzerindeki' 'yüz'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.