adjective

suspected

şüphelenilen, zan altında olan

He is the suspected leader of the gang.

Çetenin lideri olduğundan şüpheleniliyor.

The suspected cause of the fire is faulty wiring.

Yangının şüphelenilen nedeni hatalı kablolama.

((şüphelenilen bir/o şey)) Çetenin lideri olduğundan şüpheleniliyor.

Eş anlamlılar: alleged, presumed; Zıt anlamlılar: confirmed, certain

Latince 'suspectus' (güvenilmeyen) kelimesinden, 'sub-' (alttan) + 'specere' (bakmak) köklerinden gelir, 'alttan bakmak, güvenmemek' anlamına gelir.

Bir dedektifin birine şüpheyle, gözünün 'altından' baktığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.