adjective

taken

dolu, sahibi var

Sorry, this seat is taken.

Üzgünüm, bu koltuk dolu.

I'm afraid she's already taken.

Korkarım onun sahibi var.

dolu olmak to be occupied All the good seats were taken.

sahibi olmak to be in a romantic relationship He was sad to find out she was taken.

Synonyms: occupied, reserved, unavailable; Antonyms: free, available, vacant

'to take' fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Sıfat olarak, 'biri tarafından alınmış' anlamına gelir.

Bunu 'almak' (to take) eyleminin bir sonucu olarak düşünün. Birisi koltuğu *almış* (has taken), bu yüzden koltuk şimdi *dolu* (is taken).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.