noun

taste

tat, lezzet, zevk, beğeni

The soup has a salty taste.

Çorbanın tuzlu bir tadı var.

She has good taste in music.

Müzik zevki iyi.

I'd like a taste of the cake.

Pastadan bir parça tatmak istiyorum.

((biraz sth. tadı)) denemek için küçük bir miktar sth. A taste of chocolate is enough for me.

((sth. konusunda iyi/kötü zevke sahip olmak)) sth. hakkında iyi/kötü yargıya sahip olmak She has good taste in clothes.

Eş anlamlılar: lezzet, çeşni; Zıt anlamlılar: tatsızlık

Eski Fransızca 'taster' (dokunmak, tatmak) kelimesinden gelir.

Yemeğin tadını hissetmek için dilinizin yemeği 'test' ettiğini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.