noun

tension

gerginlik, tansiyon, gerilim

You could feel the tension in the room.

Odadaki gerginliği hissedebiliyordun.

The tension of the rope was too high.

İpin gerginliği çok fazlaydı.

There are growing tensions between the two countries.

İki ülke arasında artan gerilimler var.

tension ((between sb./sth.)) (birileri/bir şeyler arasındaki) gerginlik İki grup arasında gerginlik var.

Eş anlamlılar: strain, stress, pressure; Zıt anlamlılar: relaxation, calm

Latince 'germek' anlamına gelen 'tendere' fiilinin geçmiş zaman ortacından türeyen 'tensionem' (germe) kelimesinden gelir.

Dikkatini (attention) verdiğinde, odaklanmak için zihinsel bir GERGİNLİK (TENSION) yaratırsın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.