adjective

thick

kalın, yoğun, aptal

This is a very thick book.

Bu çok kalın bir kitap.

The fog was very thick.

Sis çok yoğundu.

He has a thick accent.

Kalın bir aksanı var.

He's a bit thick.

O biraz aptal.

((bir)) thick ((isim)) kalın bir ... She wore a thick coat.

((bir şey)) is thick ... yoğun The sauce is too thick.

Eş anlamlılar: dense, broad; Zıt anlamlılar: thin, narrow

Eski İngilizce'de 'yoğun, kalın' anlamına gelen 'þicce' kelimesinden gelir.

Kalın bir dilim ekmek veya ağaçların birbirine yakın olduğu sık bir orman hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.