verb

tie

bağlamak, düğümlemek, berabere kalmak

Can you tie your own shoelaces?

Ayakkabı bağcıklarını kendin bağlayabilir misin?

He wore a smart shirt and tie.

Şık bir gömlek ve kravat takmıştı.

The game ended in a tie.

Maç berabere bitti.

((bir şeyi)) bağlamak ((bir şeyi)) düğümle sabitlemek Ayakkabı bağcıklarını bağlayabilir misin?

((bir şeyi)) ((bir şeye)) bağlamak ((bir şeyi)) iple vb. ((başka bir şeye)) tutturmak Kurdeleyi hediyeye bağladı.

Eş anlamlılar (fiil): bind, fasten; Eş anlamlılar (isim): draw (beraberlik), necktie (kravat)

Eski İngilizce'de 'çekmek' anlamına gelen 'tīgan' kelimesinden gelir. Bir şeyi sabitlemek için çekme kavramından türemiştir.

Bir ipi 'T' harfi şeklinde bağladığınızı (tie) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.