adjective

tied

bağlı, berabere, meşgul

The score was tied at the end of the game.

Maçın sonunda skor berabereydi.

I'm afraid I'm tied up all afternoon.

Korkarım bütün öğleden sonra meşgulüm.

The package was tied with string.

Paket iple bağlanmıştı.

berabere olmak ((biriyle/bir şeyle)) başka bir kişi veya takımla aynı skora sahip olmak İki takım berabere.

meşgul olmak meşgul olmak ve başka bir şey yapamamak Bir toplantıda meşgul.

Eş anlamlılar: bound, fastened, busy, level (berabere); Zıt anlamlılar: untied, free

'to tie' fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve bağlanmış olma durumunu tanımlar.

Kendinizi işle masanıza 'bağlanmış' (tied up) veya iki takımın skor tablosunda 'berabere' (tied) olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.