noun

tolerance

hoşgörü, tolerans, dayanıklılık, müsamaha

She has a lot of tolerance for different opinions.

Farklı görüşlere karşı çok hoşgörülüdür.

The machine has a low tolerance for error.

Makinenin hata toleransı düşüktür.

He has a high tolerance for pain.

Ağrıya karşı toleransı yüksektir.

((for/of sth.)) (-e karşı) hoşgörü We must have tolerance for different cultures.

((towards sb./sth.)) (-e yönelik) hoşgörü He showed great tolerance towards his critics.

Eş anlamlılar: acceptance, patience; Zıt anlamlılar: intolerance, prejudice

Latince 'dayanıklılık' anlamına gelen 'tolerantia' kelimesinden, 'tolerare' (katlanmak, dayanmak) fiilinden türemiştir.

İllaki sevmediğiniz ama varlığını kabul ettiğiniz bir şeye 'tahammül etmeyi' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.