noun

traces

izler, kalıntılar, eserler

The police found traces of blood at the scene.

Polis olay yerinde kan izleri buldu.

There were traces of an old Roman road.

Eski bir Roma yolunun izleri vardı.

((of sth.)) (...nın) izleri The police found traces of blood.

Synonyms: marks, signs, vestiges, remnants, hints

Eski Fransızca 'tracer' (takip etmek, işaretlemek) kelimesinden, o da Latince 'trahere' (çekmek) kelimesinden gelir. Çekilen bir şeyin bıraktığı işaretler.

Bir çizimi 'kopya kağıdıyla çizdiğinizi' (tracing) düşünün – çizgileri takip edersiniz. 'Traces' geride bırakılan çizgiler veya işaretlerdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.