noun

tracks

izler, raylar, şarkılar, parçalar

We saw animal tracks in the snow.

Karda hayvan izleri gördük.

The train runs on these tracks.

Tren bu raylarda çalışır.

The album has twelve tracks.

Albümde on iki parça var.

((sth.)) içinde izler Karda hayvan izleri gördük.

((sth.)) üzerinde raylar Tren bu raylarda çalışır.

albümdeki parçalar Albümde on iki parça var.

marks, prints (izler); rails, lines (raylar); songs, pieces (şarkılar)

Eski Fransızca'da 'at izi' anlamına gelen 'trac' kelimesinden gelir. Temel fikir, geride bırakılan bir işaret veya yoldur.

Yeni bir albümden parçalar çaldığını duyduğunuz demiryolu raylarına götüren hayvan izlerini takip ettiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.