verb

traverse

katetmek, geçmek, aşmak

The explorers had to traverse the desert.

Kaşifler çölü katetmek zorundaydı.

A new road will traverse the national park.

Yeni bir yol milli parktan geçecek.

((sth.)) (bir yeri) katetmek The explorers had to traverse the desert.

Eş anlamlılar: cross, pass over, navigate; Zıt anlamlılar: stay, remain.

Eski Fransızca 'traverser' kelimesinden, Latince 'transversus' (karşıdan karşıya) kelimesinden gelir. 'trans-' (karşı) + 'versus' (dönük).

Tırmanışta sadece yukarı değil, yanlara doğru hareket ettiğiniz bir 'travers' duvarı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.