verb

trigger

tetiklemek, sebep olmak, başlatmak

The loud noise triggered a panic.

Yüksek ses bir paniği tetikledi.

Nuts can trigger a severe allergic reaction.

Kuruyemişler ciddi bir alerjik reaksiyonu tetikleyebilir.

((sth.)) triggers ((sth.)) (bir şey) (bir şeyi) tetikler The loud noise triggered a panic.

Eş anlamlılar: cause, provoke, set off, activate

Hollandaca 'trekker' (çeken) kelimesinden, 'trekken' (çekmek) fiilinden gelir. Başlangıçta bir silahın çektiğiniz parçasını ifade ediyordu.

Bir eylemi başlatmak için bir silahın 'tetiğini' (trigger) çektiğinizi hayal edin. Bu fiil bir olayı veya tepkiyi 'tetikler'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.