adjective

troublesome

zahmetli, can sıkıcı, sorunlu

He was a troublesome child.

O, sorunlu bir çocuktu.

The car has a troublesome engine.

Arabanın sorunlu bir motoru var.

troublesome bir ((isim)) zahmetli bir (şey/kişi) Zahmetli bir durumdu.

Eş anlamlılar: zahmetli, can sıkıcı, sorunlu; Zıt anlamlılar: kolay, yardımcı

'trouble' (sorun) + '-some' (sıfat yapan ek, 'sebep olan'). Soruna neden olan.

'Sorun dolu' (full of trouble) olan bir şey zahmetlidir (troublesome).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.