adjective

true

doğru, gerçek, hakiki

Is that a true story?

Bu gerçek bir hikaye mi?

All her dreams came true.

Tüm hayalleri gerçek oldu.

He was true to his word.

Sözüne sadık kaldı.

doğru olmak doğru veya gerçeğe dayalı olmak Gittiğin doğru mu?

gerçek olmak gerçeğe dönüşmek En büyük hayalim gerçek oldu.

((bir şeye/birine)) sadık olmak (bir şeye/birine) sadık olmak İlkelerine sadıktı.

Eş anlamlılar: real, genuine, factual; Zıt anlamlılar: false, untrue

Eski İngilizce'de 'sadık, güvenilir' anlamına gelen 'trēowe' kelimesinden gelir.

Türkçedeki 'dürüst' kelimesiyle bir bağlantı kurun. Dürüst olan şey 'true' (doğru) olandır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.