noun

trunk

ağaç gövdesi, fil hortumu, sandık, gövde

The trunk of the old oak tree was huge.

Yaşlı meşe ağacının gövdesi çok büyüktü.

An elephant can hold water in its trunk.

Bir fil hortumunda su tutabilir.

She stored old blankets in a wooden trunk.

Eski battaniyeleri ahşap bir sandıkta sakladı.

He wore blue swimming trunks to the pool.

Havuzda mavi bir mayo giydi.

a trunk of a tree bir ağacın gövdesi The trunk of the tree was thick.

an elephant's trunk bir filin hortumu The elephant sprayed water with its trunk.

Eş anlamlılar: (ağaç) gövde; (kutu) sandık, kasa

Eski Fransızca 'tronc' kelimesinden, o da Latince 'ağaç gövdesi, vücut' anlamına gelen 'truncus'tan gelir.

Bir ağaç gövdesi, bir fil hortumu ve bir seyahat sandığı hayal edin. Ana fikir merkezi, ana bir gövdedir. Not: İngiliz İngilizcesinde arabanın arkası 'boot' olarak adlandırılır, 'trunk' değil.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.