adjective

turquoise

turkuaz

She wore a beautiful turquoise dress.

Güzel bir turkuaz elbise giymişti.

The sea was a brilliant turquoise.

Deniz parlak bir turkuaz rengindeydi.

turkuaz bir ((isim)) bir nesnenin rengini tanımlama She has a turquoise car.

((bir şey)) turkuazdır bir şeyin rengini belirtme The water is turquoise.

Eş anlamlılar (renk için): aqua, cyan, teal (su yeşili, camgöbeği, çamurcun)

Eski Fransızca 'pierre tourques' ('Türk taşı') kelimesinden gelir, çünkü mineral Avrupa'ya ilk olarak Türkiye'den getirilmiştir.

Kelimeyi kökeniyle ve o bölgeden gelen mavi-yeşil bir değerli taş imajıyla ilişkilendirmek için 'Türk taşı'nı hatırlayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.