noun

walkabout

halkla buluşma yürüyüşü, avarelik dönemi

The princess went on a walkabout to meet the crowds.

Prenses, kalabalıkla buluşmak için bir halk yürüyüşüne çıktı.

He's gone on a walkabout in Australia.

Avustralya'da bir gezintiye çıktı.

to go on a walkabout halkla buluşma yürüyüşüne çıkmak The princess went on a walkabout to meet the crowds.

Synonyms: stroll, tour, wandering, ramble

'walk' (yürümek) ve 'about' (etrafta) kelimelerinin birleşimidir. Başlangıçta Avustralyalı bir Aborijin tarafından yapılan geleneksel bir yolculuğu ifade ediyordu.

Modern İngilizcedeki anlamını hatırlamak için bir kraliyet mensubunun kalabalığın içinde kelimenin tam anlamıyla 'etrafta yürüdüğünü' (walking about) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.