noun

warden

gardiyan, müdür, bekçi, gözetmen

The prison warden was a very strict man.

Hapishane müdürü çok katı bir adamdı.

The traffic warden gave me a parking ticket.

Trafik polisi bana park cezası verdi.

He is the warden of the local nature reserve.

Yerel doğa koruma alanının bekçisidir.

((of a place)) (bir yerin) müdürü/gardiyanı The warden of the prison is new.

keeper, guardian, custodian, curator

Eski İngilizce'de 'korumak' anlamına gelen 'weardian' kelimesinden gelir. 'ward' (koruma) ve '-en' (kişi) birleşimidir.

Bir gardiyanın ('warden') belayı 'savuşturduğunu' ('warding off') düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.