verb

warn

uyarmak, ikaz etmek

They warned us about the bad weather.

Kötü hava hakkında bizi uyardılar.

I must warn you that the dog bites.

Seni köpeğin ısırdığı konusunda uyarmalıyım.

The sign warns against swimming here.

Tabela burada yüzmeye karşı uyarıyor.

((birini)) ((bir şey hakkında)) (birini) (bir şey hakkında) uyarmak Bizi fırtına hakkında uyardılar.

((birine)) ((...diye)) (birine) (...diye) uyarmak Onu geç kalacağı konusunda uyardım.

((birini)) ((-meye karşı)) (birini) (-meye karşı) uyarmak Ona güvenmemem konusunda beni uyardı.

Eş anlamlılar: caution, advise, alert; Zıt anlamlılar: reassure, encourage

Eski İngilizce'de 'dikkat etmek' veya 'tehlikeyi bildirmek' anlamına gelen 'warnian' kelimesinden gelir.

Büyük bir ünlem işareti olan bir 'uyarı' levhası hayal edin! Size dikkatli olmanızı söylüyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.