adjective

watchful

dikkatli, tetikte, uyanık

He kept a watchful eye on the children.

Çocukların üzerinden dikkatli gözlerini ayırmadı.

The cat was watchful of the mouse.

Kedi fareye karşı tetikteydi.

watchful of (sb./sth.) (birine/bir şeye) karşı tetikte olmak Köpek yabancılara karşı tetikteydi.

a watchful eye on (sb./sth.) (biri/bir şey) üzerinde dikkatli bir göz Zamanı dikkatle izle.

Synonyms: alert, vigilant, observant; Antonyms: inattentive, careless

'watch' (izlemek) ve '-ful' (dolu) ekinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'izlemeyle dolu'.

Bir gözetleme kulesindeki (watchtower) bir muhafızın bölgeyi 'dikkatli' bir şekilde izlediğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.