noun

weakness

zayıflık, zaaf, kusur

He showed great weakness after the illness.

Hastalık sonrası büyük bir zayıflık gösterdi.

Everyone has their own strengths and weaknesses.

Herkesin kendi güçlü ve zayıf yönleri vardır.

She has a weakness for chocolate.

Çikolataya karşı bir zaafı var.

zayıflık [sayılamayan] He showed great weakness after the illness.

bir zayıflık, zaaf [sayılabilen] Everyone has their own strengths and weaknesses.

bir şeye zaafı olmak [sayılabilen] She has a weakness for chocolate.

Eş anlamlılar: frailty, flaw; Zıt anlamlılar: strength, advantage

'weak' (zayıf) sıfatına, bir durumu veya koşulu belirten isim yapım eki '-ness' eklenmesiyle oluşmuştur.

'-ness' eki bir sıfatı durum bildiren bir isme dönüştürür (ör. kindness, happiness). Yani, 'weakness' 'zayıf' olma durumudur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.