wearing
Çeviri
yorucu, bıktırıcı, yıpratıcı
Örnekler
It was a long and wearing day.
Uzun ve yorucu bir gündü.
Her constant complaints are very wearing.
Sürekli şikayetleri çok bıktırıcı.
Dilbilgisi Kalıpları
((a wearing)) ((noun)) yorucu bir (isim). It had been a wearing journey.
((sth.)) ((is wearing)) (bir şey) bıktırıcıdır. The constant noise was wearing.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: tiring, exhausting, fatiguing; Zıt anlamlılar: refreshing, invigorating
Etimoloji
'Yormak' anlamına gelen 'to wear' fiilinin sıfat olarak kullanılan şimdiki zaman ortacıdır.
Hafıza İpuçları
Bir aktivite sizi 'yıpratıyorsa' (wears you out), o zaman aktivitenin kendisi 'yorucudur' (wearing).