noun

whispers

fısıltılar, dedikodular, söylentiler

She spoke in soft whispers.

Yumuşak fısıltılarla konuştu.

There are whispers that he might resign.

İstifa edebileceğine dair fısıltılar var.

((of sth.)) sessiz sesler Kalabalığın fısıltıları yükseldi.

((that...)) bir söylenti Şirketin başının dertte olduğuna dair fısıltılar var.

Eş anlamlılar: murmurs (mırıltılar), rumours (söylentiler), gossip (dedikodu)

'whisper' isminin çoğul hali. Eski İngilizce 'hwisprian' kelimesinden gelir.

'Whispers' sessiz seslere veya mecazi olarak gizli bilgilere (söylentilere) atıfta bulunabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.