verb

wield

kullanmak, sallamak, icra etmek

He wielded the sword with great skill.

Kılıcı büyük bir ustalıkla kullandı.

She wields considerable influence in the company.

Şirkette hatırı sayılır bir nüfuzu var.

((bir şeyi)) (silah veya alet) kullanmak, sallamak He wielded the sword with great skill.

((bir şeyi)) (güç veya nüfuz) icra etmek, kullanmak She wields considerable influence in the company.

Eş anlamlılar: handle, brandish, exercise, exert

Eski İngilizce'de 'üzerinde güce sahip olmak' anlamına gelen 'wealdan' kelimesinden gelir.

Bir savaşçının 'vahşi' (wild) bir kılıcı 'kullandığını' (wielding) hayal edin. Güçlü bir şeyi kontrol etmeyi ima eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.