verb

work

çalışmak, işlemek, işe yaramak

I work in an office.

Bir ofiste çalışıyorum.

My computer doesn't work.

Bilgisayarım çalışmıyor.

This plan will work.

Bu plan işe yarayacak.

She works the clay into a pot.

Kili bir çömlek haline getiriyor.

((sb.)) works (birisi) çalışır I work in an office.

((sth.)) works (bir şey) çalışır Bilgisayarım çalışmıyor.

((sb.)) works ((on sth.)) (birisi) (bir şey) üzerinde çalışır Yeni bir proje üzerinde çalışıyor.

Eş anlamlılar: çalışmak, işlemek; Zıt anlamlılar: dinlenmek, oynamak

Eski İngilizce 'weorc' (iş, emek) kelimesinden, Proto-Cermen kökenlidir.

'Work' hem eylemin kendisidir (fiil) hem de sonucudur (isim). 'İş yapmak' ve 'işe gitmek' gibi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.