verb

worry

endişelenmek, merak etmek, kaygılanmak

Don't worry about the exam.

Sınav için endişelenme.

The constant noise started to worry him.

Sürekli gürültü onu endişelendirmeye başladı.

((için/hakkında)) endişelenmek (bir şey/biri için) endişelenmek Benim için endişelenme.

((birini)) endişelendirmek (birini) endişelendirmek Sessizliği onu endişelendirmeye başladı.

Eş anlamlılar: fret, be anxious; Zıt anlamlılar: relax, be calm

Eski İngilizce'de 'boğmak' anlamına gelen 'wyrgan' kelimesinden türemiştir. Anlamı 'rahatsız etmek' ve sonra 'endişe vermek' olarak evrilmiştir.

Endişelerin sizi bir yere 'vardırmayacağını' ('worry' kelimesi 'varmak' gibi okunabilir) düşünün, bu yüzden endişelenmeye değmez.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.