verb

acts

davranmak, hareket etmek, rol yapmak

We must act now to solve the problem.

Sorunu çözmek için şimdi harekete geçmeliyiz.

He acts in films and on television.

Filmlerde ve televizyonda rol alıyor.

She acts like she owns the place.

Sanki buranın sahibiymiş gibi davranıyor.

((zarf)) belirli bir şekilde davranmak. He acts strangely sometimes.

((olarak)) belirli bir işi yapmak. He acts as a guide for tourists.

((içinde)) bir oyunda veya filmde oynamak. She acts in the school play.

Eş anlamlılar: behave, perform, function

Latince 'yapmak, sürmek' anlamına gelen 'agere' fiilinin geçmiş zaman ortacı olan 'actus' kelimesinden gelir.

Bir 'act' (eylem), tek bir 'action' (hareket) demektir. 'act' (davranmak) ettiğinizde, bir 'action' yapıyorsunuz demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.