noun

acuity

keskinlik, zeka keskinliği, görme keskinliği

His visual acuity was remarkable for his age.

Yaşına göre görme keskinliği dikkate değerdi.

She possesses great intellectual acuity.

Büyük bir entelektüel keskinliğe sahip.

((of sth.)) düşünce, görme veya işitme keskinliği His visual acuity was remarkable.

Eş anlamlılar: sharpness, keenness; Zıt anlamlılar: dullness, obtuseness

Latince 'keskinleştirmek' anlamına gelen 'acuere' kelimesinden, 'keskin' anlamına gelen 'acu' kökünden gelir.

Çok keskin olan 'dar açı'yı (acute angle) düşünün. Acuity, keskin olma niteliğidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.