adjective

acute

akut, keskin, şiddetli, dar

He had an acute pain in his chest.

Göğsünde şiddetli bir ağrı vardı.

Dogs have an acute sense of smell.

Köpeklerin keskin bir koku alma duyusu vardır.

There is an acute shortage of water.

Şiddetli bir su sıkıntısı var.

An acute angle is less than 90 degrees.

Dar açı 90 dereceden küçüktür.

akut/keskin/şiddetli bir ((isim)) akut/keskin/şiddetli bir ((isim)) She has an acute awareness of the problem.

Synonyms: keskin, şiddetli; Antonyms: kronik, hafif, geniş (açı)

Latince 'keskinleştirilmiş, sivri' anlamına gelen 'acutus' kelimesinden gelir.

Sivri bir uç düşünün: bir ağrıyı (şiddetli), bir duyuyu (keskin) veya bir açıyı (dar) tanımlayabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.