noun

calamity

felaket, afet, facia

The earthquake was a terrible calamity.

Deprem korkunç bir felaketti.

It would be a calamity if we lost the contract.

Sözleşmeyi kaybedersek bu bir felaket olur.

bir felaket büyük hasara veya acıya neden olan bir olay The earthquake was a terrible calamity.

Eş anlamlılar: disaster, catastrophe, tragedy; Zıt anlamlılar: blessing, fortune

Latince 'hasar, felaket, talihsizlik' anlamına gelen 'calamitas' kelimesinden gelir.

'Sakin' (calm) bir günün aniden bir felaketle vurulduğunu hayal edin, bir 'calamity'. Sakinliğin zıttı.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.